bazen fotoğrafın fersah fersah uzaklaştığını hissediyorum.
bazen fotoğraf makinası odamdaki kanepeyle eşdeğer oluyor. üzerine eşyalar konan ama asla oturulmayan.
bazen kulağımda müzik yolda yürürken, hele de rüzgar esiyorsa balerin sıçraması gibi yapı

, dans etmek istiyorum.
bazen allahın beni mp3 player vasıtasıyla sınadığını düşünüyorum. örneğin yürürken ve kendi kendime kontrol manyaklığı kararları alırken, bana aldığım kararın ters yönünde şeyleri hatırlatan şarkı çalıyor. next diyorum yine benzer bir şarkı. ama gururluyum ve inatçıyım. kararımdan dönmüyorum.
bazen allah beni, başka şekillerde sınıyor. örneğin, frambuazlı pasta var ve ben bayılıyorum. ama bu mideme dokunduğu gibi beni yediğim zaman hasta ediyor. sonra o gün başka bir pasta görüyorum bi filmde, adını sanını öğreniyorum. tam deneyecekken bi bakıyorum içinde frambuaz var. şaka mı bu? değil.
bazen, beynimin sol yarısı sağ yarısını sağlam dövüyor. şerefsiz çok antreman yaptı, çok bağ oluşturdu. bazen çok sevimli yada duygusal bir şey gördüğümde bile bunu bilimsel olarak açıklayabiliyorum kendime. sonra üzülüyorum.
bazen, bi evim olsun istiyorum ama çatısı camdan olsun, sürekli gökyüzü göreyim. duvarları da camdan olsun çoğunlukla. böylece sürekli açı

içeriye rüzgar doldurabileyim.
bazen gökyüzü parçalı bulutluyken mesela, gölgeler ve güneş oyun oynarken, bu rüya gibi geliyor. sert ışık ve koyu gölgeler. rüyaları sevdiğim için parçalı bulutlu havaları da seviyorum.
bazen önceki hayatımda bir tenis topu olduğumu düşünüyorum. zı

lama isteğim ve açık havaya olan önlenemez aşkımı başka türlü izah edemiyorum. kırlangıç da olabilirim tabii.
bazen, herşey çok güzel giderken, sorun morun yokken, aniden herşeyden uzakta ve mutsuz hissediyorum.
bazen, aslında sıklıkla insanlar yanımdayken bir test yapıyorum. yanımda biri yada birileri varken, tek başıma olduğumu düşünüyorum. hatta yalnız olduğumu düşünebileceğim şekilde oturuyorum, başka bir yere bakıyorum. ve eğer orada yalnız olduğumu hissederken mutlu oluyorum.
bazen düşünüyorum da, ben As Good as It Gets filmindeki jack nicholson gibi biriyim. ama henüz bunu saklayabiliyorum (mu acaba?) yaşlandığımda huysuz ihtiyar olacam dememin nedeni bu. malımı biliyorum.
bazen, hatta genelde sadece ve sadece müzisyenleri kıskanıyorum. çocukken ameliyatla kıskançlık duygumu aldırdığım halde. çünkü onlar rüzgara binip istedikleri yere gidebiliyorlar. ama bunu yapmıyorlar, sinir oluyorum.